570 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîs'i Buharî «Ezan»
ve «Namaz» bahislerinde; Ebû Davûd ile Nesaî dahi «Namaz» bahsinde muhtelif
ravîlerden tahrîc etmişlerdir.
Hadîsin şeytana ait olan
kısımlarım yani ezan okununca onun sesini işitmemek için şeytanın kaçması ve
sesle yellenmesi, ezan bittikden sonra tekrar dönerek insanla nefsinin arasına
girmesi husûsatını evvelce bilmûnasebe îzah etmişdik. Burada da namazını kaç
rek'at kıldığında şüphe edenlerin hali ile secde-i sehiv meselelerini görelim:
Ulema buradaki hadîsden
muradın ne olduğunu tayin hususunda ihtilaf etmişlerdir. Hasan-ı Basrî ile
selef'den bazıları hadîsin zahiri ile amel ederek: «Namaz kılan şüpheye düşer
de ziyademi kıldı noksanını bilemezse onun namazı oturduğu yerden iki secde ile
tamam olur.» demişlerdir.
Şa'bi, Evzai ve
Selef'den birçoklarına göre bir kimse kaç rek'at kıldığını bilemezse namazını
iade etmesi lazım gelir. Bu hal her ne zaman başına gelirse onlara göre namazı
yeniden kılması îcab eder. Bazıları: namazı kaç rek'at kıldığını üç def'a
bilemiyen kimse namazını yeniden kılar. Dördüncüde de şüphe ederse artık iadeye
lüzum yokdur; demişlerdir.
İmam Malik, îmam Şafiî,
İmam Ahmed ve diğer bir takım ulemaya göre bir kimse namazını dört rek'at mı,
yoksa üç mü kıldığında şüphe ederse yüzde yüz bildiği rek'atlara göre amel
etmesi icab eder. Binaenaleyh böyle bir şüphe anında dördüncü bir rek'at daha
kılarak secde-i sehiv yapması îcab eder. Onların bu konudaki delilleri Müslim
ile Ebû Davud, Nesaî ve İbni Mace 'nin tahrîc ettikleri Ebû Saîd-i Hudri
hadîsidir. Hadîsin Müslim'deki lafzı şöyledir: Hz. Ebû Saîd demiş ki:
«Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :
Biriniz namazında şüphe
eder de üçmü kıldı dört mü bilemezse şüpheyi bir tarafa atarak yüzde yüz
bildiğine göre amel etsin; sonra selam vermezden önce iki secde etsin I Şayet
namazı beş rek'at (almışsa bu secdeler onun namazını çift rekatlı yaparlar.
Dördü tamamlamışsa secdeler şeytanı çatlatmaya yararlar.» buyurdular.
Hanefiler'e göre namazda
kaç rek'at kıldığını bilememek hali ilk defa başına gelen kimse namazını
yeniden kılar. Ba hal birçok defalar başına gelirse galebe-i zannma yani
aklının kestiği tarafa göre hareket eder.
Çünkü Buhar! ile
Müslim'in müttefikan rivayet ettikleri bir hadîsde:
«Bîriniz namazda şüphe
ederse doğruyu araştırsın ve namazını ona göre tamamlasın!» yurulmuşdur. Şayet
kaç rek'at kıldığına dair bir re'yi yoksa o zaman kesîn olarak kıldığını
bildiği rek'atlar üzerine bina eder. Çünkü bu babda şöyle bir hadîs vardır:
«Biriniz namazında
yanılır da bir mi kıldı iki mi bilemezse namazını bir rek'at üzerine bina etsin!
İkimi kıldı üçmü bilemezse iki rek'at üzerine bina etsin; üçmü kıldı dört mü
bilemezse üç rek'at üzerine bina etsin ve selam vermezden önce iki secde
yapsın!» bu hadîsi Tirmizi, İbni Abbas (Radiyallahu anh)'dan rivayet etmiş ve:
«Hasen sahîh bir hadîsdir.» demişdir. Aynı hadîsi İbni Mace dahî tahrîc
etmişdir.
Ulemadan bazılarına göre
babımızın Ebû Hureyre hadîs'i namazda her yanılana aittir. Yaralanın hükmü de
secde-i sehiv yapmakdır. Namaz kılan nerede şüphe ettiği ve secde-i sehvi ne
zaman yapacağı hususunda bu hadîs-i tefsir eden diğer hadîslere müracaat
etmelidir. Enes, Ebu Hureyre (Radiyallahu anh) ile Hasan-ı Basrî, Rabîa,, imam
Malik, Sevrî, îmam Şafiî, Ebû Sevr ve îshak'ın kavilleri budur.
-Namazda kaç rek'at
kıldığını bilmeyen kimse kaç kıldığını belleyinceye kadar namazını iade eder
durur.» diyenler İbni Abbas ve İbni Ömer (Radiyallahu anhûma) ile Şa'bî, Kaadı
Şüreyh, Ata, Meymûn b. Mihran ve Saîd b. Cübeyr hazeratıdır.
Nevevî diyor ki: Ebû
Hanife «Namaz» kılan kimseye şüphe ilk defa
arız oluyorsa namazı batıl olur. adet haline gelmişse içtihad eder ve zann-ı
galibine göre kılar. Hiçbir zan hasıl edemezse en az mikdarla amel eder»
demişdir. Ebû Hamid'in beyanına göre: Eski mezhebinde iken imam Şafiî: «Ben,
Ebu Hanîfe'nin bu sözünden daha çirkin ve sünnetden uzak bir söz görmedim!»
demiş... Buhari şarihi, Aynî bu söze şu cevabı vermektedir:
«Ben derim ki: Bir
imamın söylemediği bir sözü, söyledi diy» iddia ederek ondan nakletmek ve hiç
bir münasebeti yokken ona teşnî'de bulunmak bundan daha çirkindir. Acaba Nevevî
böyle batıl bir teşnî'i son derece taassuba meyli bulunan bir kimse vasıtası
ile imam Şafiî gibi bütün ulema'mn fıkıhda Ebû Hanîfe'ye çömez olduklarına
şehadet eden bir zatdan nasıl rivayet edebilmişdir?! Onun Ebû Hanîfe‘den
naklettiği bu sözü îbni Kudame ve daha başka muhalifler de nakletmişlerdir ki
bu söz ne sahîh, ne de mezhebimizin meşhur olan ana kitaplarında mevcuttur. Bu
kitaplarda meşhur olan şudur: Ulemamız: «Namazında iki defa şekkeden kimse
namazı yüzde yüz sahih olsun diye orıu yeniden kılar.» demişlerdir. Hatta Ebû
Nasır El-Bağdadî'nin beyanına göre meşhur kavil yeniden kılmanın evla
olmasıdır. Çünkü böyle hareket edilirse şekk yüzde yüz sakıt olur. Bununla
beraber Ebû Hanîfe hadislere bakarak üç halin üçüyle de amel etmişdir. Yani kaç
kıldığın: bilemediği zaman namazın yeniden kılınacağına; Cübeyr hadîsine göre
kaç rek'at kıldığını belleyinceye kadar namazı iade lazım geldiğine; Cerir
hadîsine göre de farz namazda şüphe ederse iade lazım geleceğine kail olmuşdur.»